Sadaka mı, İmece mi? Ramazan’da Dayanışmanın RuhuRamazan ayını yarıladık sayılır; yakında cemaat bülbülleri koro halinde fitre ve sadakaları kendi keselerinde toplamak için harekete geçecek. Ancak akıllı olan, bu “cemaat soygununa” iştirak etmez. İstersek yardımda bulunmak istiyorsak, çıkın sokağa… Binlerce yardıma muhtaç insan göreceksiniz. Ve unutmayın: Onurunu örselemeden, gördüğünüz ilk insana yardım edin.İslam kültüründe sadaka vermek farz sayılmıştır. Ama sadaka, kurumsallaşmamış bir sistemdir: Kimin, kime, ne zaman ve ne kadar vereceği tamamen iradîdir. Bu nedenle sadaka, toplumda dikey bir yardımlaşma biçimi oluşturur. Ekonomik durumu iyi olanlardan, yoksul kesimlere doğru tek yönlü bir akış vardır.Sorun burada başlar. Süreç içinde, sadakadan geçinen bir asalak sınıf ortaya çıkar; yardım alanın onuru zedelenir. Parayı verenler ömür boyu düdüğü üfler; alanlar ise sürekli üstünlüğün gölgesinde yaşar. Dinbaz siyasal partiler bu kültürü yaygınlaştırmak ister, çünkü sadaka veren ile alan arasındaki sosyal ve siyasal hâkimiyeti pekiştirir.Oysa imece kültürü bambaşkadır. İmece, yatay bir yardımlaşma biçimidir. Toplumun tüm üyeleri bir araya gelir; dayanışma, eşitlik ve ortak sorumluluk üzerine kurulur. İnsan onurunu zedelemez, sınıflar arası farklılaşmaya yol açmaz. Düdüğü üfleyen yoktur; hep birlikte türküler söylenir, halay çekilir, herkes katkıda bulunur.Ramazan, sadece paylaşmak değil; onurlu, eşit ve toplumsal bağları güçlendiren bir yardımlaşma ruhudur. Sadaka elbette hayırdır, ama yalnızca dikey yardımlaşmayı besler. İmece ise toplumun ruhunu, birliğini ve dayanışmasını besler.Hayırlı iftarlar.
Cemil Biçer