Rus Arşivleri Açıkladı: Ankara-Moskova Hattında “Zorunlu” İttifakın Perde Arkası.

Milli Mücadele yıllarında Ankara ile Moskova arasında kurulan yakınlaşmanın ideolojik değil, tamamen stratejik bir zorunluluk olduğu, Rus arşivlerinden çıkan yeni belgelerle kanıtlandı.

​Doç. Dr. Telli Akhundova Korkmaz’ın, “Rus Arşivlerinde Mustafa Kemal Paşa ve Türkiye (1918-1922)” başlıklı kapsamlı araştırması, Kurtuluş Savaşı dönemindeki dış politika tercihlerine dair ezber bozan detayları gün yüzüne çıkardı. Arşiv belgelerine göre, Sovyet yönetiminin Ankara’ya desteği bir “ideolojik dayanışma” değil, Batı emperyalizmine karşı kendi güvenliğini koruma amacı güden hesaplı bir diplomasiydi.

​”Komünist Değil, Yetenekli Bir Lider”

​Belgelerde öne çıkan en çarpıcı ayrıntılardan biri, Moskova’nın Mustafa Kemal Paşa’yı nasıl tanımladığı oldu. Sovyet Büyükelçisi Semyon Aralov’un aktardığına göre Lenin, Mustafa Kemal’i komünist bir lider olarak görmüyor; onu “sosyalist olmayan ancak teşkilatçı, ilerici ve akıllı bir devlet adamı” olarak nitelendiriyordu.

​Sovyet yönetimi, Ankara hükümetinin Bolşevikleşmeyeceğinin farkında olmasına rağmen, Anadolu’nun düşmemesi gerektiğine inanıyordu. Özellikle Sovyet Dışişleri Halk Komiseri Georgiy Çiçerin’in 27 Eylül 1920’de Lenin’e gönderdiği mektup, Ankara’nın ayakta kalmasının Kafkaslar ve Sovyet doğusu için stratejik bir “direnç noktası” olduğunu açıkça ortaya koyuyor.

​”Yakın Dur ama İçeri Sokma”

​Arşiv kayıtları, Mustafa Kemal’in de Moskova ile ilişkilere dair oldukça temkinli bir yol izlediğini gösteriyor. Milli Mücadele’nin bekası için Sovyet desteğini elzem gören Paşa, bu dengeyi “Bolşeviklerle yakın durmak ama komünizmi ülkeye sokmamak” ilkesiyle yönetti. Belgeler, Türkiye’de kurulan bazı komünist oluşumların Ankara tarafından nasıl karşılandığını ve sürecin titizlikle kontrol altında tutulduğunu da gözler önüne seriyor.

​Sovyetler Kemalizm’den Korktu mu?

​Çalışmada yer alan bilgiler, Sovyet bürokrasisinin Türkiye’deki rejimin muhtemelen “Cumhuriyet” olacağını çok önceden öngördüğünü işaret ediyor. Ancak zamanla Sovyet tarafında yeni bir endişe baş gösterdi: Kemalizm’in bölgesel etkisi. Arşiv belgeleri, Moskova’nın, Mustafa Kemal’in başarısının Azerbaycan, Dağıstan ve Orta Asya’daki Müslüman-Türk toplulukları üzerinde yaratabileceği etkiden duyduğu rahatsızlığı da detaylandırıyor.

​Doç. Dr. Telli Akhundova Korkmaz’ın çalışması, Milli Mücadele’nin bir “mecburiyetler senfonisi” içinde nasıl büyük bir diplomatik başarıya dönüştüğünü, birinci ağızdan yazışmalarla belgeliyor.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir