Nicelik mi, Nitelik mi? Sosyalizm Derslerinde Ringelmann Etkisi.
Cemil Biçer’in kaleminden dökülen bu analiz, diyalektik materyalizmin en temel taşlarından birini, nicelik-nitelik ilişkisini, alışılagelmişin dışında bir perspektifle masaya yatırıyor. Sosyalizm tartışmalarında sıkça karşımıza çıkan “nicel birikimlerin nitel dönüşüm sağlayacağı” önermesi, doğanın ve toplumun işleyiş yasası olarak kabul edilir. Su ısınır, ısınır ve 100 dereceye ulaştığında artık sıvı değil, buhardır. Ancak toplumsal değişimlerde, özellikle yerli sosyalist hareketlerin pratiğinde bu “buharlaşma” neden gerçekleşmez?Diyalektik Yasalar ve Pratiğin ÇıkmazıTeoride her şey kusursuzdur: Madde birikir, değişim tetiklenir. Fakat bizim “yerli ve milli” sosyalistlerimizin en büyük handikabı, bu yasaları hayatın içinden değil, tercüme eserlerin satır aralarından “hatim” etmeleridir. Suyu 100 dereceye getirirler ama ortaya çıkan enerjiyi nitelikli bir dönüşüme çeviremediklerinde, elleri ayaklarına dolanır. İşte bu noktada karşımıza hayati bir soru çıkıyor: Nasıl bir nicelik?Ringelmann Etkisi: Kalabalığın AtaletiNitel dönüşüm için nicel bir birliğin şart olduğu inkar edilemez bir gerçekliktir. Ancak bu nicelik örgütlenirken “Ringelmann Etkisi” göz ardı edildiğinde, ortaya çıkan yapı sadece bir “sürü” dinamiğinden ibaret kalır. Fransız mühendis Max Ringelmann’ın ortaya koyduğu bu kuram, gruptaki kişi sayısı arttıkça bireylerin verimliliğinin ve sorumluluk bilincinin azaldığını söyler.Türk solunun yakın tarihindeki yenilgilerine bu pencereden baktığımızda, nicel büyümenin her zaman nitel bir sıçrama yaratmadığını, aksine bazen yapıyı ağırlaştırdığını ve hantallaştırdığını görüyoruz. Eğer bir yapı, nicel olarak büyürken niteliğini (yani öz bilincini, disiplinini ve stratejik derinliğini) kaybediyorsa, o su 100 derecede kaynar ama asla o devrimci buhara dönüşemez.Sonuç: Asıl Olan NiteliktirSoylu Çerkes dedem Şpaşigo Kıtıj Smayll’ın dediği gibi: “Lafın tamamı salaklara söylenir.” Bu nedenle konuyu laf kalabalığında boğmaya gerek yok.Nicelik, tek başına sadece sürüler için bir anlam ifade eder. Toplumsal bir dönüşümün, gerçek bir “nitelik” kazanabilmesi için sayısal çokluktan ziyade, o çokluğun içindeki bireylerin ne kadar nitelikli birer iradeye dönüştüğü belirleyicidir.Kısacası; nicel birikimlerin nitel dönüşüm sağlayabilmesi için, o niceliğin Ringelmann etkisine kurban edilmeden, nitelikli bir akılla örülmesi şarttır. Aksi takdirde, sadece suyun kaynamasını izler, buharın gücünden mahrum kalırız.