TBMM Başkanı Kurtulmuş’tan bomba açıklama: MGK kararıyla PKK “silahlı örgüt” statüsünden çıkarılırsa hukuki süreç başlar!
Ankara – 12 Kasım 2025 – Türkiye’nin en hassas meselelerinden biri olan PKK’nın silahsızlanma ve fesih sürecinde yeni bir tartışma patlak verdi. TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Milli Güvenlik Kurulu’nun (MGK) PKK’nın “silahlı örgüt olmaktan çıktığı” yönünde karar alması halinde hukuki zeminin güçleneceğini belirterek, adeta topu devletin en üst güvenlik merciine attı.
Bu açıklama, iktidar cephesinde bile çatlaklar oluştururken, muhalefet ve kamuoyunda fırtına kopardı: “40 bin şehidin kanı yerde mi kalacak? PKK’ya af mı geliyor?”
Kurtulmuş’un sözleri, 7 Kasım’da Florya Sosyal Tesisi’nde medya patronlarıyla yaptığı toplantıda dile getirildi. “MGK, PKK’nın artık bir silahlı örgüt olmaktan çıktığı yönünde karar verirse, bu meselenin hukuki zemini tahkim edilmiş olur” diyen Kurtulmuş, sürecin kritik aşamasının örgütün silah bırakması ve kendini tasfiye etmesi olduğunu vurguladı.
Devletin güvenlik birimleri -MİT ve Milli Savunma Bakanlığı- tarafından yapılacak tespitin ardından MGK’nın devreye gireceğini ifade eden Kurtulmuş, “Bu karar, yasal düzenlemelerin önünü açar” diye ekledi. Ancak bu sözler, “devlet-örgüt pazarlığı yok” iddiasına rağmen, İmralı süreciyle bağlantılı olarak yorumlandı ve ateş püskürtülere yol açtı.
AKP İÇİNDE BİLE ÇATLAK: ERDOĞAN MI KARAR VERECEK, MGK MI?
Kurtulmuş’un açıklaması, AKP tabanında bile deprem etkisi yarattı. AKP Sözcüsü Ömer Çelik, dün yaptığı açıklamada süreci netleştirmeye çalıştı: “Teyit mekanizması TSK ve MİT tarafından yapılacak. Eğer fesih tamamlanmışsa, bu hükümet kararı mı, Cumhurbaşkanlığı kararı mı yoksa MGK kararı mı olur? Bu, Sayın Cumhurbaşkanımızın takdirinde.”
Çelik’in bu çıkışı, Kurtulmuş’un MGK vurgusunu gölgede bırakırken, iktidar ittifakında koordinasyon eksikliği sinyalleri verdi. Eski AKP MKYK üyesi Mücahit Birinci, sosyal medyada “La havle” diyerek isyan etti: “Vicdana aykırı!”
Yeniden Refah Partisi Genel Başkan Yardımcısı Suat Kılıç da sert çıktı: “Bu açıklama hukuka, akla, vicdana aykırı! 40 bin şehit verip PKK’yı uluslararası listelerden çıkarma çabası gösteren Türkiye, şimdi kendi eliyle mi meşrulaştıracak?”
Zafer Partisi lideri Ümit Özdağ ise X’te (eski Twitter) Kurtulmuş’u topa tuttu: “PKK silah bırakmamış olsa da MGK karar alsın, TBMM’de Öcalan’ın istediği değişiklikleri yapalım mı diyor? Hani YPG de fesih olacaktı? Türk Milleti’nin tapusundan ‘Türk’ siliniyor!” Özdağ, Vanlı aşiret lideri İskender Ertuş’un sözlerini paylaşarak Kürt kardeşlerin PKK’ya karşı duruşunu öne çıkardı.
MUHALEFETTEN FIRTINA: “ALÇAKLIK, ÇARPITMA!”
Kurtulmuş, eleştirilere Hürriyet Gazetesi’nde yanıt verdi: “Sözlerimi çarpıtmak alçaklıktır! Örgüt silah bırakıyor mu, bunu TSK ve MİT tespit eder. MGK veya hükümet kararıyla hukuki zemin güçlenir.”
Ancak Yeniçağ Gazetesi, “Çam üstüne çam devirdi” başlığıyla çelişkiyi manşete taşıdı: Kurtulmuş’un ilk “karar” vurgusu, sonradan “tespit”e dönmüştü.
İYİ Partili Hüseyin Örs, “Öcalan’a duyduğun sevda nereden geliyor?” diye sordu.
TBMM Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nda İmralı ziyareti tartışmaları da alevlendi. Kurtulmuş, “Komisyon raporlama yapacak, ama heyet gönderilmesi yasal çerçevede” dedi. DEM Parti’nin İmralı çağrısına rağmen, MHP dışındaki partilerin tutumu belirsiz. Gazeteci Derya Sazak, “Onca mesaiden sonra topu MGK’ya atmak neden?” diye sorguladı.
KAMUOYUNDA ÖFKE DALGASI: “ŞEHİTLER NE DER?”
X platformunda binlerce paylaşım yağdı. Bir kullanıcı, “Birinci dereceden yakını şehit MGK üyesi var mı?” diye sordu. Başka biri, “Numan Kurtulmuş, DEM ve PKK adına komisyonculuk yapıyor” iddiasını dile getirdi.
Yeniden Refah Partili Mehmet Aşıla, “Vicdana aykırı!” diyerek videolu tepki yayınladı.
Kurtulmuş’un 16 Ekim’deki önceki açıklaması da hatırlatıldı: “Örgüt tüm silahlarını bırakırsa, MGK listelerden çıkarır.”
Sürecin Suriye’deki YPG/PYD bağlantısıyla da ilişkilendirilmesi, “Terörsüz Türkiye” hedefini gölgeledi.
NE OLACAK? HUKUKİ SINIRDA YÜRÜYÜŞ
Uzmanlar, MGK kararının anayasal bir adım olabileceğini, ancak TBMM onayı olmadan yetersiz kalacağını belirtiyor.
Sürecin “pazarlık değil, izleme” olduğu vurgusu artsa da, şehit aileleri ve milliyetçi kesimlerden “İhanet” çığlıkları yükseliyor.
Erdoğan’ın sessizliği, belirsizliği derinleştiriyor. Türkiye, 40 yıllık kanlı hesaplaşmada yeni bir eşikte: Barış mı, yoksa yeni bir tuzak mı.