DİSK, KESK, TMMOB ve TTB’den Ortak Açıklama: “Laikliği Savunmak Suç Değil, Tarihsel Bir Görevdir!”Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK), Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) ve Türk Tabipleri Birliği (TTB), 22 Şubat 2026 tarihinde ortak bir basın açıklaması yayımladı.Açıklama, son dönemde laiklik savunucularının hedef gösterilmesi, laiklik talebinin suç gibi sunulması ve kriminalize edilmeye çalışılmasına karşı güçlü bir tepki niteliği taşıyor. Emek ve meslek örgütleri, laikliğin yalnızca Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu ilkelerinden biri olmadığını, aynı zamanda emekçilerin birliği, eşitliği, inanç özgürlüğü ve eşit yurttaşlığın teminatı olduğunu vurguladı.Açıklamanın öne çıkan noktaları şöyle:Laiklik, inançların sermaye ve iktidar güdümüne sokulmasına karşı bir kalkandır. Laikliğe zarar veren her adım, toplumda inançlara göre ayrışma, bölünme ve ötekileştirmeye yol açar.Özellikle ekonomik kriz ve yoksulluğun derinleştiği dönemlerde, emekçi kitlelerin kimlikler üzerinden kutuplaştırılması “böl-parçala-yönet” politikalarının bir parçası olarak görülüyor.Laik bir düzende iş cinayetleri “kader” veya “fıtrat” denilerek aklanamaz; işçilerin örgütlenme ve grev hakkı günah olarak yaftalanamaz.Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 2. maddesinde tanımlanan “demokratik, laik ve sosyal hukuk devleti” ilkeleri son yıllarda ağır tahribata uğramıştır. Laikliği savunmanın suç gösterilmesi, bu sürecin bir parçasıdır.Laikliği savunmak suç değil, anayasal bir haktır; emek örgütleri için tarihsel bir sorumluluk ve görevdir.Örgütler, laikliğin kriminalize edilmesini reddederek, eşitlikçi, özgürlükçü, halkçı, kamucu, sosyal, laik ve demokratik bir cumhuriyet için mücadeleyi sürdüreceklerini ilan etti: “Emeğin birliği ve kardeşliği için, demokratik bir cumhuriyet için laiklik mücadelesini büyüteceğiz.”Açıklama, Bianet, Cumhuriyet, BirGün, Evrensel, T24, Odatv gibi birçok medya kuruluşunda yer buldu ve sosyal medyada geniş yankı uyandırdı. Emek örgütleri, bu açıklamayla laiklik ilkesinin korunmasının yalnızca bireysel bir tercih değil, toplumsal barış ve emek hakları açısından vazgeçilmez bir mücadele alanı olduğunu bir kez daha ortaya koydu.Bu ortak duruş, Türkiye’de emek mücadelesi ile laiklik savunuculuğunun tarihsel bağını da bir kez daha hatırlatıyor.