Unutmadık Diyenlere Açık Mektup: Hangi Hafızanın Peşindesiniz.

Unutmadık Diyenlere Açık Mektup: Hangi Hafızanın Peşindesiniz?”Çerkesler Unutmadık” diyor; peki, gerçekte neyi unutmadınız? 1864’te Karadeniz’in azgın dalgalarında yitip giden yüz binlerce canı mı, yoksa sığındığınız bu topraklarda 59 yıl sonra kendi öz kardeşleriniz tarafından maruz bırakıldığınız o ikinci sürgünü mü?Gerçeklerle Yüzleşme VaktiTarih, sadece acılardan ibaret değildir; tarih aynı zamanda sorumluluktur. 1922-1923 yıllarında Güney Marmara köylerinden Anadolu’nun içlerine gönderilen kafilelerin arkasında yatan nedenleri sadece “mağduriyet” üzerinden okumak, o dönemdeki eşkıyalık faaliyetlerini, yerel işbirliklerini ve yeni kurulan bir devletin güvenlik kaygılarını görmezden gelmektir.Eşkıyalık mı, Kader mi? Bir halkın tamamını zan altında bırakmak ne kadar yanlışsa, o dönem bölgede asayişi bozan, köyleri haraca bağlayan ve Milli Mücadele’ye zarar veren unsurların varlığını reddetmek de o kadar büyük bir yanılgıdır. Sürgün kararnameleri durduk yere yazılmaz. Eğer bir toplum, bağrında beslediği çetelerin faturasını ödüyorsa, burada “unutulmaması” gereken asıl mesele, ihanetin ve başıbozukluğun bedelidir.İkinci Travmanın Perdesi: “Mayıs’ın acı yüzü” diyerek romantize edilen bu süreç, aslında bir iç hesaplaşmanın sonucudur. Kendi köylerinde asayişi sağlayamayan, çetelere yataklık eden veya sessiz kalanların yaşadığı bu kopuş, sadece bir “devlet kararı” değil, toplumsal bir savrulmanın neticesidir.Düşmanı Dışarıda AramayınBu ülkenin düşmanı çok, evet. Ancak en büyük düşman; geçmişin hatalarıyla yüzleşmek yerine, o hataları “travma” ambalajına sarıp kutsallaştırmaktır. Yeni nesillere bu olayların anlatılmaması bir tercih değil, belki de bir utancın gizlenme çabasıydı.Eğer bugün “Unutmadık” deniliyorsa, şunlar da unutulmamalıdır:Hiçbir devlet, sınırları içerisinde kendisine silah çeken veya düşmanla işbirliği yapan yapıları hoş görmez.Gerçek bir “vatanseverlik”, geçmişteki yanlışları savunmak değil, o yanlışlardan ders çıkarıp bu topraklara sadakatle bağlanmaktır.Sürgünde hayatını kaybeden masumların acısı bakidir; ancak tarihin sert yüzü, suç ile suçluyu, mağdur ile faili birbirinden ayırmayı zorunlu kılar. “Unutmadık” sloganlarının altını doldururken, o köylerde beslenen eşkıyanın bu vatana verdiği zararı da aynı yüksek sesle hatırlayın!

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir