İmralı’da Skandal “Villa” Maskesi: 40 Bin Canın Katili İçin Konfor Alanı ve Açık İtiraf!
ANKARA — Türkiye’nin yıllardır acısını çektiği, 40 bin masum insanın katili teröristbaşının cezaevi koşulları yeniden gündemin merkezine otururken, DEM Parti’den yapılan skandal açıklamalar kamuoyunda büyük bir öfke patlamasına yol açtı. İmralı adasında “villa” adı verilen yeni ve konforlu bir konuta yerleştiği ortaya çıkan elebaşı için, “Statü kazanmadı, sadece çalışma koşulları düzeltildi” savunması yapılması, tepkileri daha da körükledi.40 Bin Kişinin Katiline “Konforlu Çalışma Alanı” Maskesi!Terör örgütü elebaşının İmralı’daki eski hücre veya standart cezaevi koşullarından çıkarılarak daha geniş, donanımlı ve “villa” niteliğindeki bir konuta kalıcı olarak taşınması, adalete ve şehit ailelerinin vicdanına karşıyapılmış açık bir saygısızlık olarak değerlendiriliyor.DEM Parti’li Pervin Buldan’ın, bu skandalı olağanlaştırmaya çalışan açıklamaları ise tepkilerin odağında yer aldı. Buldan’ın, “Uzun süredir zaten oraya gelip gidiyordu, şimdi kalıcı oldu” şeklindeki ifadeleri ve durumun cezaevi kompleksi içinde kalmasına sığınarak meşrulaştırılmaya çalışılması dikkat çekti. Buldan’ın açıklamalarındaki en çarpıcı detaylar şöyle:Kalıcı Yerleşim İtirafı: Daha önce geçici olarak kullanılan alanın artık tamamen elebaşının kalacağı bir konut haline getirildiği resmen doğrulandı.”Cezaevinin İçinde” Savunması: Yapılan değişikliğin bir statü kazandırmadığı, sadece “çalışma koşullarını düzenleyen bir mekân” olduğu savunularak durum masumlaştırılmaya çalışıldı.Geniş Görüşme Talebi Cüretkarlığı: Elebaşının sadece heyetle değil; toplumun tüm kesimleriyle, kadınlarla ve gazetecilerle görüşmek istediğinin belirtilmesi, terörün ve liderinin meşrulaştırılması yönündeki cüretin hangi boyutlara ulaştığını gözler önüne serdi.Şehit Ailelerinden ve Toplumdan Büyük TepkiBinlerce askerimizin, polisimizin, öğretmenimizin ve sivil vatandaşımızın kanını elinde bulunduran bir caninin, İmralı’da otel konforunu aratmayan imkanlarla “çalışma koşullarının düzenlenmesi” kisvesi altında yaşatılması, vicdanları sızlatmaya devam ediyor.Hukukun üstünlüğü ve adalet duygusunu hiçe sayan bu gelişmeler, terörle mücadeledeki kararlılığa gölge düşürmek isteyen odakların çabalarını bir kez daha gözler önüne sererken, kamuoyunda “Bu imtiyaz kimin izniyle ve hangi amaca hizmet etmek üzere sağlandı?” sorusunun yanıtı yüksek sesle aranıyor.Milletin hafızasından silinmeyecek bu tablo karşısında, şehit ailelerinin ve toplumun tüm kesimlerinin tepkisi çığ gibi büyüyor.