Belçika’dan AB Baskılarına Karşı “Donmuş Rus Varlıkları” Vetosu: Brüksel’in “Kırmızı Çizgisi” Sürüyor.
Avrupa Birliği (AB) üyesi ülkeler ile Batılı müttefikler arasında aylardır tartışma konusu olan dondurulan Rus merkez bankası varlıklarının kullanımı hususunda Belçika, net ve kararlı duruşunu korumaya devam ediyor. Brüksel yönetimi, uluslararası finans sisteminin güvenliği, hukuki riskler ve adil olmayan yük paylaşımı gerekçeleriyle fonların doğrudan riskli adımlarla kullanılmasına yönelik baskıları bir kez daha engelledi.Euroclear Üzerindeki Riskler ve Hukuki SorumlulukDünyanın en büyük menkul kıymet takas ve saklama kuruluşlarından biri olan ve Brüksel merkezli faaliyet gösteren Euroclear, dondurulan yaklaşık 190 milyar euroluk Rus varlığının ezici bir çoğunluğunu elinde bulunduruyor. Belçikalı yetkililer, bu fonlara el konulması ya da varlıkların riskli mekanizmalarla Ukrayna’ya aktarılması durumunda, tüm hukuki ve mali sorumluluğun doğrudan Euroclear’a ve dolayısıyla Belçika devletine kalacağından endişe ediyor. Moskova’nın ilerleyen süreçte açabileceği devasa tazminat davaları ve uluslararası tahkim süreçleri, Belçika’nın en temel kaygısını oluşturuyor.”Yük Paylaşımı” TartışmasıBrüksel yönetimi, diğer AB üyesi ülkelerin ve müttefiklerin bu hamleyi güçlü bir şekilde desteklemesine rağmen, ortaya çıkabilecek olası ekonomik ve mali krizlerin faturasını tek başına üstlenmek istemiyor. Belçikalı yetkililer, risklerin tüm Birlik üyeleri arasında eşit ve adil bir şekilde paylaşılmadığı sürece bu konuda geri adım atmayacaklarını vurguluyor.Moskova’dan “Hırsızlık” UyarısıRusya ise Batılı ülkelerin bu hamlelerini uluslararası hukukun açık bir ihlali ve “hırsızlık” olarak nitelendiriyor. Moskova, varlıkların herhangi bir şekilde üçüncü taraflara aktarılması veya teminat gösterilmesi durumunda en sert hukuki ve ekonomik tedbirlerle karşılık verileceğini yineliyor.Uluslararası kamuoyunda ve AB koridorlarında derin görüş ayrılıklarına yol açan bu krizde Belçika’nın sergilediği direnç, Batı cephesinde stratejik bir tartışma başlığı olmaya devam ederken, Brüksel’in mevcut hukuki ve mali riskler ortadan kalkmadan taviz vermeyeceği net bir şekilde görülüyor.